Kazan - Kazan

Kazan - Kazan

02.11.2019
PMP
56 Görüntülenme
0
0

 

Memduh Bayraktaroğlu youtube kanalında KAZAN-KAZAN kavramını yanlış anlatınca, dedim, kazan-kazan ın gerçek anlamını anlatmam lazım.  :)  

Memduh Bey kazan-kazan ı nasıl yanlış anlattı:  Dedi ki, kazan-kazan her iki tarafın karşılıklı taviz vermesidir ve böylece her iki tarafı da mutlu edecek bir çözüm bulunmasıdır dedi.  Kazan-kazan ile uzlaşmayı birbirine karıştırdı.  İki tarafın ortak bir noktada uzlaşmasına kazan-kazan mı denir?

Hayır, uzlaşma ile kazan-kazan aynı şey değildir. 

Peki "Kazan-kazan" ile "uzlaşma" arasında ne fark var?  :)

Şöyle ki:  Kazan kazan ile kast edilen durum her iki tarafın da %100 mutlu olmasıdır. İstediklerinden hiç bir taviz vermeden her iki tarafı da %100 mutlu edecek bir çözüm bulunmasına kazan-kazan diyoruz. 

Yani, uzlaşma ile her iki tarafı %100 mutlu edecek bir çözüm bulunmuyor mu?  Hayır, uzlaşma ile kast edilen sonuç her iki tarafında kısmen memnun olmasıdır.  Yani, mesela, bir tarafın %60 diğer tarafın %70 mutlu olması gibi.  Uzlaşma ile  her iki tarafın da %100 memnun olması hedeflenmez.

ESKİ tarz düşünce sisteminde, her iki tarafın %100 memnun olmasının mümkün olduğuna inanılmaz.  ESKİ tarz düşünme sisteminde olabilecek en iyi çözüm her iki tarafın da bir miktar taviz vererek tamamen mutsuz olmasındansa en azından  kısmen memnun olması en iyi çözümdür.   ESKİ tarz düşünmenin diğer ismi SIFIR-TOPLAM (zero-sum) denklemidir.  

SIFIR TOPLAM felsefesinde, bir tarafın kazanması için bir tarafın kaybetmesi gerekir.  Yani bir taraf +1 olursa diğer tarafın -1 olması gerekir.  

YENİ düşünce sistemin de ise her iki taraf da kazanabilir.  Her iki taraf da +1 +1 olabilir.

Her iki tarafin da (hiç bir taviz vermeden) %100 memnun olmasi yani kazan-kazan yöntemi, Marry Parker tarafindan, 1900 lu yılların ilk ceyreğinde bulunmuştur.  

Mary Parker'in klasik hikayesi şöyledir:

Bir portakal için savaşan iki kız kardeş vardır.  İkisi de, ortadaki tek portakalı ne pahasına olursa olsun almak isterler.  En sonunda araya büyükleri girer ve portakalı ikiye bölüp paylaşmaları konusunda arabuluculuk yaparlar.  Kızkardeşler %100 memnun olmasalar da hiç yoktan iyidir diye portakalın yarısına razı olurlar.  Sonra büyükler şaşkınlıkla görürler ki, kızkardeşlerden bir tanesi portakalın yarısı ile portakal suyu yapar ve kabuğunu atar, diğer ise portakalın kabuğunu soyar ve kabukları kek yapmak için kullanır.  

Mary Parker bu hikaye ile gösteriyor ki:  Tarafların AMAÇLARINI sorgulamak ve AMAÇLARINA odaklanmak her iki tarafı da mutlu edecek bir çözümün sırrıdır.  Eğer arabulucu büyükler, kızkardeşlerin portakal ile ne yapmayı AMAÇLADIKLARINI sorsalar idi:  

Kız kardeşlerden biri:  Portakalın kabuğunu istediğini çünkü yapmak istediği kek için portakalın kabuğuna ihtiyacı olduğunu söylecekti.

Diğer kız kardeş ise:  Portakalı, portakal suyu yapmak için istediğini söyleyecekti. 

Böylece, her ikisini de %100 mutlu edecek bir çözümün mümkün olduğunu anlamış olacaktık.  Kızkardeşlerden birine portakalın kabuklarını ve diğerini de portakalın içini verdiğimizde her ikisi de %100 memnun edecektik.  

Biliyorum, şimdi kendi kendinize diyorsunuz ki, peki ama, her ikisi de kabuğunu istemiş olsa idi, o zaman ne yapardık?   Bu durumda, yine portakalın kabuğu ile ne yapmayı AMAÇLADIKLARINI sorup, o doğrultuda bir çözüm üretmeye calışacaktık.  Belki elimizde her ikisi de yetecek kadar portakal kabuğu olmayacaktı belki ama yine de AMAÇLARINA hizmet edecek başka meyvelerin kabuklarını önerebilirdik: Mesela, elimizde varsa; Limon kabuğu, mandalina kabuğu, vb gibi alternatifleri önerirdik.  

Kıssadan hisse:  Bütün tarafları %100 memnun etmek mümkündür.  Artık yeni düşünce sistemi sıfır toplamlı değildir.  Birinin kazanması başka birinin kaybetmesine bağlı değildir.  Herkes kazanabilir, bu mümkündür.  Bunun yolu:  Tarafların AMAÇLARINI sorgulamaktan geçer.  :)

Proje yöneticisi olarak, projelerinizdeki paydaşların AMAÇLARINI sorgulamak yapmanız gereken en önemli şeylerden biridir.  :)

Barış, huzur, esenlik üzerinize olsun,
​Orhan

Kaynak: http://www.pmpkoc.net/blog/archives/10-2019

Yorum Yap

Kategoriler